
6306 SAYILI KANUN KAPSAMINDA RİSKLİ YAPI NEDİR?
Riskli yapı, 6306 sayılı Kanunun m. 2/I/d hükmünde, “riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı” ifadesiyle tanımlanmıştır.
Tanımdan anlaşılacağı üzere, riskli alanların aksine, herhangi bir idari kurumun riskli yapı konusunda karar vermesine gerek bulunmamakta, teknik verilerle tespitin yapılması yeterli olmaktadır. Ayrıca, riskli yapı tespitinin yapılması için, yapının mutlaka riskli alan içerisinde yer almasına da gerek bulunmamaktadır.
Riskli yapı kavramı Kanunda tanımlanmış ancak kavramın bir unsuru olan yapıdan ne anlaşılması gerektiği açıklanmamıştır. Mevzuatımızda, yapı kavramının tanımına sadece 3194 sayılı İmar Kanunu m. 5’te şu şekilde yer verilmiştir: “karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir”.
6306 sayılı Kanun bakımından da yapının tanımda belirtildiği şekilde geniş yorumlanması kanunun amacına uymaktadır. Ancak, Yönetmelik “Riskli yapı tespiti, kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır. İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metruk olması veya bir kısmının yıkılması sebepleriyle yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilmez.” ifadesini içermektedir. Düzenlenen tanım, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan “bina” tanımıdır.
Kanaatimizce, kanun koyucunun riskli yapı kavramını tercih etmesi ve bu kavramın Türk hukuku bakımından karşılığı bulunmaktayken, Yönetmelikle daha dar kapsamdaki bina tanımının riskli yapı bakımından benimsenmesi yerinde olmamıştır. Zira Yönetmelik hükmüne göre, riskli yapı tespitine konu edilemeyen her türlü yapı, kentsel dönüşüm içerisinde değerlendirilmeyecektir. Yönetmelikte riskli yapı bakımından çizilen sınır, yalnızca içerisinde insanların yaşadığı veya hayvan ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. Afet durumunda yıkılma riski taşıyan ve bu kapsamda çevresine zarar verebilecek yapıların 6306 sayılı Kanun gereğince dönüşüm kapsamına alınacağı hususunda kuşku yoktur. Oysa Yönetmelik hükmünde, yıkılma riski taşısa dahi inşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metruk olması veya bir kısmının yıkılması sebepleriyle yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapıların, riskli yapı kapsamına alınmayacağı düzenlenmiştir. Diğer bir deyişle, Yönetmelikle riskli yapı kavramının dışında bırakılan “inşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metruk olması veya bir kısmının yıkılması sebepleriyle yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapı” ifadesi, Kanunun öngörmediği bir sınırlama içermektedir. Kanunda yer almayan bir sınırlamanın Yönetmelikte yer alması normlar hiyerarşisine uygun değildir. Bu nedenle, Yönetmelikteki ifadenin dikkate alınmaması ve riskli yapı tespitine[1] konu edilemeyen yapıların da riskli yapı kapsamında değerlendirilmesi uygun olur.
6306 sayılı Kanun ve yönetmelikte tanımladığı üzere riskli yapı; riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı bilimsel ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıdır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nda da yapı ve bina şu şekilde tanımlanmıştır:
Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.
Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.
Kanun ve Yönetmelikteki tanımdan yola çıkacak olursak bir yapının riskli sayılabilmesi için diğer bir anlatımla 6306 sayılı Kanun kapsamına dâhil edilebilmesi için sadece ekonomik ömrünü tamamlamış olması ya da yıkılma veya ağır hasar görmesi riski yeterli görülmemiş; ayrıca bu hususun da tespit edilmesi de şart olarak aranmıştır. Her ne kadar 6306 sayılı Kanun ve Yönetmelik riskli yapı kavramını kullanmış olsa da buradaki tanımdan bir yapı türü olan binanın anlaşılması gerekmektedir. 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile de bu konu açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır. Bu nedenle riskli yapı tespiti sadece binalar hakkında yapılacak olup binalar dışındaki yapılar ile ilgili olarak riskli yapı tespiti yapılamayacağından bina kavramı içine girmeyen yapılar Uygulama Yönetmeliği ile 6306 sayılı Kanunun kapsamı dışına çıkarılmış bulunmaktadır. Kaldı ki yasa ve yönetmelik birlikte incelendiğinde uygulamanın kapsamına yapının değil binanın girdiği görülecektir.
[1] İstanbul 9. İdare Mahkemesi 2024/242E – 2024/1882K


